|
BEBEĞİM... / MEKTUP
ALİ ŞAHİN
_______________________________________________
Nicedir Özlemişim
"Nicedir özlemişim/ Bu rüzgarı/ Hani Doğu'da eser/ Bahar akşamları// Nicedir özlemişim/ Bir elma ağacının/ Dibine oturmayı// Nicedir özlemişim/ Şoseleri,dağları// Nicedir özlemişim/ Bir dosta sarılıp/ Ağlamayı"
(Ataol BEHRAMOĞLU)
"Bebeğim,
Bugün benden küçüklük yıllarına dair fotoğrafları tarayıp bir şeyler göndermemi istemiştin ya... Annenle açtık eski albümleri bir bir... Sen yalnız geç kalmışsın dünyaya gelmek için, Siyah-beyaz çağına yetişememişsin... ağabeyinle ablanın iki renkli resimlerine baktık durduk bu arada bir de, sen cicili bicili bir dünyaya doğmuşsun. Ama senin suçun yok bunda elbette...
Biz de bayağı bir kararsızlık dönemi geçirmişiz, ağabeyinden sonra. Aslında o sayfayı kapatmıştık biz: Bir kız, bir oğlan çoktu bile bizim gibi tek maaşla hayatını idame ettirmek için didinenlere. Oysa bir de oldu ki, haberin geldi, annen de ağır bir gripal durum oldu.. İlle de bir gripin yutacağım diye tutturdu... Hanım etme gitme, faydası yok: Nuh der peygamber demez. Mutfağa geçip bir bardak su ile bir gripin alıp geldim, güzelce içti...
10 dakika sonra:
- Ohhh!.. Kuş gibi hafifledim, hap çok iyi geldi dedi. Tekrar ister diye korkumdan hapın içini boşaltıp kabını yutturduğumu söyleyemedim, Tanrı korusun zaten bir akraba evliliğimiz vardı, bir de ilaç etkisiyle...
Bir yandan albümler bakıp bir yandan bunları tarayarak sana yollarken nargile fokurtuları arasında dalıp gidiyorum o günlere doğru... 1985 yılının 7 ekim sabahı, saat 04.00 suları annen sancılandı, ben ne yapacağımı şaşırdım; önceki iki doğumda ben yoktum yanında görevim gereği... At yok araba yok, durakta taksi de bulunmazdı bu küçük ilçede o zamanlar... Alelacele alt kattaki ev sahibimizi kaldırıp hastaneye attık anneni. Annen odada bir doğuracağım diye didinirken ben koridorda dokuz doğuruyorum, ne zor şeymiş yolcu beklemek meğer, öncekilerde anlamamıştım. Eskiden çocuğun cinsiyetini dünyada ilk çığlığını attığında öğrenirdik. İçerden ilk çığlığın geldiğinde dışarı fırlayan hemşire "bir kızın oldu!.." dediğinde yüklü bir bahşişe de konmuştu. Bırakır mı babacığın seni oralarda, hemen bir taksi bulup atmıştım evimize...
Çocuk sevmeyi de sende tattı bu garip. Kalabalık bir ailede, anne-baba/ büyükanne- büyükbaba vs. arasında biz çocuk da sevemezdik o zamanlar; akşam olacak, evde kimse olmayacak da gizli gizli seveceksin... Seve seve biter demiştik ama bitmedin, ne sen ne sevgin... En çok da senin evden uzaklaşman koydu bize desem ablanla abin alınır ama ne yapayım ki gerçek bu. Tekne kazıntısı olduğundan mı nedir bilemiyorum, belki de öteki çocuklarımızda annenle biz de daha çocuktuk; ondan da olabilir bu bak. Eeee, nereden nereye: El bebe gül bebe bugünlere de geldik işte. Bebeklik, anaokulu, kız meslek defilelerinde çocuk mankenliğin, ilkokul, ortaokul derken, lise yılları sana ve eve uzak olduğum yıllar... Şimdi ÖSS Sınavından çıkışta çektiğim o coşkulu resimlerine bakıyorum, evde sonuçları izlerkenki coşkun, yakarışın...
Derken benim sürgünüm, senin Ankara'ya sürgünün bir araya gelmişti. Tanrını izniyle Onlar da bitti ve geldik bu güne... Bir şey daha öğrendim bu arada, ablanın evlenmesiyle, o da çok zor işmiş, bir daha mı bir daha kız çocuğu evlendirmeye tövbeler tövbesi dedim, ona göre bir tanem... Baban seni başının altına yastık yapacak haberin ola...
Bak şimdi onu da anımsadım. Sen benden seninle ilgili -yıllık için- bir yazı istemiştin de ben de "yok ya, olmaz, bana ne, sen yaz" diye mızıkçılık etmiştim ya... Bu vesile ile özensiz bezensiz o işi de çözdük Tanrının izniyle, al sana bir yazı... İster kullan ister kullanma. Orası senin bileceğin iş, ben karışmam. Benim bildiğin bir tek şey var: iyi ki doğmuşsun ve varsın bir tanem. Sensizliği düşünemiyorum ben. Ya sen?
Seni Çok Özleyen Baban...
Taşköprü, 28 Mayıs 2006"
|
|
|
|
|
|
|
GÜMEF'NDE 09.06.2006 GÜNÜ YAPTIĞIM MEZUNİYET TÖRENİ KONUŞMASI (*)
_______________________________________________
Sayın Dekanım, Saygıdeğer Öğretim Üyeleri, Değerli Konuklar,
Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi'nin düzenlediği, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı mezuniyet törenine hepiniz hoş geldiniz.
Sevgili arkadaşlarım,
Hepimiz bu gün burada 4 yıllık öğretim sürecimizi bitirmenin heyecan ve haklı gururunu yaşıyoruz. Yaşam en güzel günlerini, gençlik yıllarımızı burada geçirdik. İnsanlar, yetiştikleri, havasını koklayıp, ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri okullarını her zaman özlemle anarlar. Şüphesiz Üniversite yıllarında edindiğimiz arkadaşlarımız, hayatımızda hatıraları ve yakınlıkları ile her zaman yanımızda olacaklardır. Gazi Üniversitesi ise, mezun olmakla gurur duyduğumuz ve bizleri başarılara taşıyacak eğitim felsefesi çocuklarımıza kadar yansıyacaktır.
Arkadaşlarım ülkemizde ne yazık ki, üniversite çağına gelmiş gençlerimizin büyük çoğunluğu yükseköğretim sisteminin dışında kalmaktadır. Bizler akademik eğitim görme ayrıcalığını kazandık ve zorlu bir eğitim döneminin ardından mezun oluyoruz. Şimdi mezun olarak gitme zamanı. Aydınlık yarınlara ulaşmada çalışma ve yararlı olma sırası bizlerde. Ülkemiz "geleceğinin güvencesi" olarak gördüğü bizlerden çok şeyler bekliyor.
"Öğretmenler! Cumhuriyet fikirce, bilimce, fence, bedence güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister..Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır" diyen ulu önderimiz Mustafa Kemal'in izinde yürüyerek ülkemizin kalkınması, insanımızın daha iyi şartlarda yaşaması için, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi büyük bir heyecan ve azim ile çalışmalıyız. Ülkemizin geleceği bizlerin başarısına bağlıdır. Biz sorumluluklarımızın bilinci ile hareket etmeli, çok çalışmalı, tüm arayışlarımızda ülke yararını gözetmeliyiz. Temiz toplumun savunucusu olmalı, yeniliklere ve değişimlere açık olmalıyız. Çünkü Büyük Önder Atatürk ülkeyi bizlere emanet etti. Bizler Gazi Üniversitesi mezunları olarak; Cumhuriyeti geleceğe taşımak için, özveriyle çalışacağız. Ben arkadaşlarım adına Türk toplumuna yani sizlere söz veriyorum.
Ve siz değerli hocalarımız,
Vatan için çalışıp vatan için yaşamayı sizlerden öğrendik. Şu anda karşınızda duran bu pırıl pırıl nesil sizin eseriniz. Sizler Fakültenizin amacını gerçekleştirdiniz. "Mesleki ve Teknik" alanda nitelikli öğretmenler yetiştirdiniz. Yetiştirdiğiniz öğretmenler daima sizi örnek alarak yollarında ilerleyeceklerdir bundan hiç şüpheniz olmasın.
Biliniz ki, Büyük Önder Atatürk'ün ilke ve devrimlerinin aydınlığında Türkiyemiz, laik ve demokratik değişmez yapısını her zaman varlığının temelinde koruyarak ileriye taşıyacak, biz genç kuşakların öncülüğünde daha güçlü ve mutlu yarınlara ulaşacaktır.
Bu gün buraya ülkemizin dört bir köşesinden çocuklarının coşkusunu paylaşmak için gelen, onları bu önemli günde yalnız bırakmayan değerli anne babalar,
Bu eğitim içerisinde en büyük pay sizlerindir. Ülke için yetiştirdiğiniz bu gençler için gururun en fazlası sizlere ait. Sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Sözlerime son verirken arkadaşlarını adına da üzerimizde emeği olan tüm öğretim elemanlarımıza bizleri büyütüp yetiştiren her zaman yanımızda olan, bizleri destekleyen ailelerimize şükranlarımı sunuyorum. Mezun olan bütün arkadaşlarımı yürekten kutluyor, başarı dileklerimle saygılarımı sunuyorum.
Emel Sevcan ŞAHİN
_______________________________________________
(*) Ankara 09.06.2006
Başkenti mezuniyet coşkusu sardı
Üniversitelerin akademik yıllarını yavaş yavaş tamamlamasıyla, mezuniyet törenleri de birbiri ardı sıra gerçekleşiyor. Gazi Üniversitesi, kep atma coşkusunu en erken yaşatan üniversitelerden oldu. Fen-Edebiyat Fakültesi'nin mezuniyet töreni Beden Eğitimi Bölümü Kapalı Spor Salonu'nda, İletişim Fakültesi'nin töreni ise İktisadi İdari Bilimler Fakültesi 100. Yıl Kültür Merkezi'nde yapıldı. Üniversitenin mezuniyet töreni de 3 Haziran'da Ostim Stadı'nda gerçekleştirildi. Rektör Prof. Dr. Kadri Yamaç 'ın bir konuşma yaptığı törende, 6 bin 700 öğrenci diploma aldı. ODTÜ ise pazar günü ODTÜ Stadyumu'nda yeni mezunlarını uğurlayacak. Tören, 18.30'da başlayacak. Final dönemlerinin sonuna yaklaşan diğer üniversitelerin bölümleri de ilerleyen günlerde diploma törenleri düzenleyecek.
|
|